12 Kızgın Öfkeli Adam ( 12 Kızgın Adam)
Yönetmen: Sidney Lumet, Yapım Yılı: 1957 Ülke: ABD Süre: 1.36 dk.
Oyuncular: E.G. Marshall, Jack Klugman, John Fiedler, Lee J. Cobb, Martin Balsam, Edward Binns, Jack Warden, Henry
Fonda, Joseph Sevceney, Ed Bagley, George Veskovec, Rabert Webber.
“12 Öfkeli Adam (12 Angry Men), cinayetle suçlanan
bir genç hakkında karar vermek zorunda olan 12 jüri üyesinin dramatik karar
sürecini anlatan etkileyici bir film. Latin Amerikalı genç bir adam, babasını
öldürdüğü gerekçesiyle cinayetle suçlanır ve bu suçlamalar ciddi kanıtlarla
desteklenmektedir. Cinayetin işlendiği odada bulunan bıçak, sanığın
kaybettiğini söylediği bıçakla eşleşir. Sanığın savunması zayıf ve tanıklar
aleyhine ifade vermiştir. Eğer sanık suçlu bulunursa, idam cezasına
çarptırılacaktır. Jüri ilk oylamasında sadece sekiz numaralı jüri üyesi Davis,
sanığın suçsuz olduğuna inanmaktadır. Diğer jüri üyelerini ikna etmeye
çalışırken, her birinin 'suçlu' kararının arkasındaki kişisel motivasyonlar
ortaya çıkar. Yabancı düşmanlığı, kanuna aşırı güven, çoğunluğa uyma ve geçmişle
hesaplaşma gibi nedenler, jüri üyelerinin kararlarını etkileyen unsurlar olarak
öne çıkar. 12 Öfkeli Adam, insan psikolojisinin derinliklerine inen, adalet
sistemi ve ön yargılar üzerine güçlü bir yorum sunan, sinema tarihinin en
önemli filmlerinden biridir. Bu klasik yapım, izleyicilere hem gerilim dolu
anlar yaşatır hem de düşündürücü bir hikaye sunar. “
Film, https://www.fullhdfilmizle.mom/12-kizgin-adam/ dan izlenebilir.
Yıllar önce izlemiştim
bu filmi, tiyatrosunu da. Bugün uygun bir zamanım vardı, tekrar izlemek
istedim ve izledim. “12 kişilik jüride 1 kişinin nasıl diğerlerini sanığın
suçsuzluğuna ikna ettiği “ şeklinde hafızamda kodlanmış bu filmi bugün izlediğimde evet o bir kişinin sözleri
ile duruşu ile stratejisi ile belirgin bir yönlendiriciliği olsa da her bir
jüri üyesinin ve her bir aşama ve oylamanın da sanık hakkında “suçlu” diyen
insanlar üzerinde etkin olduğunu daha net anlamış oldum. Filmi izlememiş
olanlara özellikle hukukçulara mutlaka izlemelerini öneririm. İkinci kez
izleyecek olanlar da benim gibi daha çok dersler çıkaracaklardır, eminim.
Film, duruşmanın sonunda, hakimin jüri üyelerine yaptığı
konuşma ile başlıyor. “Şimdi göreviniz, oturup gerçeklerle yalanları
birbirinden ayırmaktır. Bir adam öldü, diğerinin hayatı söz konusu. Herhangi
bir mantıki şüpheniz varsa, ne olursa olsun bana ‘suçlu değil’ kararını iletmenizi; aklınızda
bir şüphe yoksa ve kesin olarak sanığı ‘suçlu’ bulursanız da kararınızı
iletmenizi istiyorum. Ancak kararınız ne şekilde olursa olsun oybirliği ile
olacağını unutmayınız”.
Jüri üyelerinin müzakere için toplandığı o da çok sıcak,
vantilatör çalışmıyor. Camlar açılıyor, sigaralar yakılıyor. Bir kişi hariç herkes bir an önce oylamayı
yapıp, bu sıcak ve bunaltıcı odadan bir an önce çıkmak istiyor. Bir jüri üyesi
duruşmanın da avukatlar yüzünden çok uzadığından şikayet ediyor. “Ben bir an
önce çocuğu asardım, her şey belli çünkü, uzatmanın anlamı yok” diyor. “bu
akşam bowling maçı var, bu işi çabuk halledelim” diyor. Jüri üyelik sırasına
göre oturmayı kabul ediyorlar. Oturumun başkanı olan jüri üyesi “kural
koymaya niyetim yok, önce konuyu
tartışalım sonra oylamaya geçelim” diyor.
Jüri üyelerinden birisi “Bu çocuk, gözünü bile kırpmadan
babasını öldürmüş, hemen oylayalım, daha çabuk biter” diyor. ”Hepimiz suçlu
bulursak sanığı elektrikli sandalyeye yollayacaklar” diyor diğeri. Başkan bunun
üzerine kararın 12 ile alınmasını
hatırlatarak oylamayı başlatıyor. Bu
birinci oylamada:11 kişi “suçlu”, 1 kişi
“ suçlu değil” diyor. “Suçlu” diyenlerin çoğu “suçlu değil” diyene yükleniyor.
“Hep bir sorun çıkar zaten”, “Sizce çocuk masum mu?”. Sanık hakkında suçlu demeyen kişi
bu soruyu “bilmiyorum” diye yanıtlıyor. “100 yıl geçse de fikrimi
değiştirmeyeceğim” diyor suçlu bulanlardan biri, “Beyzbol maçına bileti olduğunu söylüyor” diğeri. “Beyzbol
maçı saat akşam 8 de, daha 3 saat zamanımız var” diyor, 11 kişiden farklı
düşünen Jüri üyesi ve ekliyor “Bu çocuk
hayatı boyunca eziyet görmüş, annesi 9 yaşında iken ölmüş, babası
dolandırıcılıktan hapse girince 1,5 yıl yetimhanede kalmış , öfkeli bir çocuk
bu”.
Bu arada önyargı, yargılamanın amacı ve ispat, susma
hakkı kavramlarını yakından ilgilendiren bir diyalog yaşanıyor iki jüri üyeleri arasında. “Bana göre suçlu
bu çocuk, aksi halde yargılama olmazdı, aksini de kanıtlayamadılar zaten” diyor
biri; “Sanığın hiç konuşmayabilirdi de. Sanığın
suçlu olduğunun kanıtlanması gerekir” diye cevap veriyor 11 kişiye göre farklı
düşüneni. “Henüz 18 yaşında ama, işlediği suçun da cezasını çekmesi gerekir”
diyor diğeri. “çocuk, sinemadayım demiş ama gören yok, ama çocuğu evlerinin
karşısındaki binada oturan kadın görmüş” deyince 11 kişiden biri, “çocuğa inanmıyorsun ama kadına neden inanıyorsun” diye soruyor 11
kişi arasında yer almayan diğeri.
Çocuğu kavga
ettiğinde pasif kalan oğluna kızdığını cüzdanından çıkardığı baba oğul birlikte
çekilmiş fotoğrafına bakarak anlatan jüri üyesi, oğlu 16 yaşına gelince kendisi ile kavga
ettiğini ve oğlunun kendisine yumruk
attığını ve 2 yıldır da kendisi ile görüşmediğini söyleyen Jüri üyesi, “Çocuk suçlu” diyor. Bir diğeri “gecekonduda doğmuş , bu suçlu
olduğunu gösterir” diyor.
Avukatın etkili savunma yapmadığı üzerinde duruluyor bir
ara. “cevapları bildiği için soru sormadı, zahmet etmedi” diyor biri. “Böyle
bir durumda, çocuğun yerinde ben olsam başka avukat isterdim” diyor diğeri.
Özellikle tanıkların yeminli ifade vermesi üzerinde duruyor biri. Sonra, suç
aleti bıçak getirtiliyor jüri odasına, itiraz edenlere “herkesin delilleri
görmeye hakkı vardır” diyor 11 üye arasında olmayan üye. “Sadece sen suçsuz
diyorsun, diğer 11 üye suçlu diyor, kimsenin fikrini değiştiremezsin” diyor bir
başkası. Kapalı oylama teklif ediyor 11
kişi arasında olmayan diğeri ben bu oylamada “çekimser” kalacağım” diyor.
2.Oylama sonucu: 10 üye “suçlu”, 1 üye
“suçlu değil”. Dolayısıyla “konuşmaya
devam” kararı çıkıyor. Oylamada
“çekimser kalana 10 üye arasında yer
alan biri “iyi bir hayatın olduğu belli, çünkü başkası için mücadele ediyorsun”
diyor. “Çocuk suçlu” diyene , oylamada çekimser kalan” peki yargılanan sen
olsaydın böyle düşünür müydün?” diye soruyor.
Karşı binada oturan kadının aradan tren geçerken çocuğun
babasına “seni öldüreceğim” demesini duyup duyamayacağı; sol bacağını sürükleyerek yürüyen yaşlı alt
komşu olan 2.tanığın hangi sürede kapıya gelebileceği; babasına” seni
öldüreceğim” diye bağırarak tüm mahalelye duyuran çocuğun bunu yapıp
yapmayacağı…tartışılıyor. “Gerçekten babasının katili olsaydı, 3 saat sonra eve
döner miydi?” sorusuna da çocuğu “suçlu”
görenlerin suç aletini suç mahallinden almak için dönmüş olabileceği şeklinde şeklinde
senaryolar üretiliyor. Açık yapılan 3. oylamada 4 “suçlu değil, 8 “suçlu” sonucu çıkıyor.
Oylamada “suçlu değil” diyen bir üye ile baştan bu yana öfkeli ve kaba bir
tutum sergileyen üye arasındaki “nazik” tartışması dikkat çekiyor. “Sen neden
naziksin?”, sorusuna “Sen neden-nazik-değilsin?” şeklinde soru ile cevap
veriliyor. “Buraya dövüşmek için gelmedik” diyen üye “ben demokrasinin hep
mucizevi bir şey düşünmüşümdür” diye de
ekliyor. Dördüncü oylamada sonuç yarı yarıya çıkıyor: 6-6. Beyzbol bileti yanmasın diye düşünen üye
“suçlu” yerine “suçlu değil” diye fikir değiştirince, ağır eleştiriye uğruyor.
4.oylamada sonuç “suçlu değil” diyenler lehine değişiyor: 9-3. “Bu çocuk tehlikeli bir vahşi” diyen başından bu yana
fikri değişmeyen üyenin önyargısından
vazgeçmesi kolay olmuyor. Fikri değişen bir başka üyeye görüşü değişmeyen üye
öfkeyle soruyor: “Senin neyin var”, cevap aslında gerçeği özetliyor:” artık
şüphelerim var”. “suçlu” diyen sonuncu
üyeye ilk “suçlu değil” diyen üye soruyor: “artık yalnızsın, çocuk neden suçlu,
nedenini anlamak istiyoruz”. Cüzdanında iki yıldır görmediği çocuğu ile
fotoğrafı olan ve başından bu yana en öfkeli olan üye :”Burda bulunanların
hepsi yumuşak kalpli kadınlarmış. Beni hiçbir şeye zorlayamazsınız….” diye
bağırıyor ama sonunda ağlamaklı bir şekilde “çocuk suçlu değil” diyor. Sonuç:
12-0 “Suçlu değil”. Ölüm ve yaşam arasındaki ince çizgide iki üç
saatlik müzakere sonunda ibre yaşamdan yana düştü. “Şüphe” nin
ve müzakerenin ne büyük bir güç olduğunu anlatan güzel, etkili bir film.
Bu film,suçluluğu kesinleşmeden cezanın infaz edilmemesi, tutukluluğun bir ceza
değil tedbir olması, şüpheden sanığın yararlanması nın hukukun evrensel değerleri olduğunu bize bir kez daha hatırlatmış oldu.
19.02.2026
Av.İhsan BERKHAN