practice

İNŞAAT HUKUKUNDA KARİNENİN ÖNEMİ

İNŞAAT HUKUKUNDA KARİNENİN ÖNEMİ

 Karine, TDK’ na göre  ipucu ve bulgu olmak üzere iki anlamlıdır[1]. Karine  “ Varlığı bilinmeyen bir olgu hakkında bir sonuç çıkarmamızı sağlayan bir belirtidir”[2]. Daha kapsamlı bir ifade ile   “Bilinen bir olaydan, bilinmeyen diğer bir olayın veya hukuki durumun varlığı veya yokluğu sonucunun çıkarılmasına olanak veren belirtidir”[3].

Karineler, fiili karine ve kanuni karine olmak üzere ikiye ayrılır. Kanuni karineler de olay karineleri ve hak karineleri olmak üzere ikiye ayrılır. Aksinin ispatı bakımından kanuni karineler ayrıca adi karineler ve kesin karineler olmak üzere ikiye ayrılır[4]. Fiili karineler, yargıcın kanaat edinmesine yarayan yaşam deneyimleridir[5].

Birlikte Ölüm Karinesi: “Birden fazla kişiden hangisinin önce veya sonra öldüğü ispat edilemezse, hepsi aynı anda ölmüş sayılır.” (TMK.m.29/2)

 Ölüm karinesi: “Bir kimse, ölümüne kesin gözle bakılmayı gerektiren durumlar içinde kaybolursa, cesedi bulunamamış olsa bile gerçekten ölmüş sayılır.” (TMK.m.31).

Babalık karinesi: “Evlilik devam ederken veya evliliğin sona ermesinden başlayarak üçyüz gün içinde doğan çocuğun babası kocadır” ( TMK.m.285/1).

Mülkiyet karinesi: “Taşınırın zilyedi onun maliki sayılır. Önceki zilyetler de zilyetlikleri süresince o taşınırın maliki sayılırlar.”(TMK.m.985).

Mirasın Redine İlişkin Karine: Ölümü tarihinde mirasbırakanın ödemeden aczi açıkça belli veya resmen tespit edilmiş ise, miras reddedilmiş sayılır.(TMK.m.605/2).

Analık Karinesi : Çocuk ile ana arasında soybağı doğumla kurulur.(TMK.m.282/1).

“Yüklenicinin özen borcundan doğan sorumluluğunun belirlenmesinde, benzer alandaki işleri üstlenen basiretli bir yüklenicinin göstermesi gereken meslekî ve teknik kurallara uygun davranışı esas alınır.” (TBK.m.471/2). Eser sözleşmeleri ile ilgili  bu fıkrada bir karinenin varlığından söz edebiliriz: Bir yüklenici basiretli olur.

“Aksine âdet veya anlaşma olmadıkça yüklenici, eserin meydana getirilmesi için kullanılacak olan araç ve gereçleri kendisi sağlamak zorundadır.” (TBK.m.471/4). Bu fıkrada da bir karinenin varlığından söz edebiliriz. Şöyle ki;  örneğin bir APKİS’ te araç ve gereçlerle ilgili olarak kimin sağlayacağına ilişkin bir hüküm yoksa ya da âdet yoksa, kanundaki düzenlemeye uygun olarak yüklenicinin araç ve gereçleri getirdiğini düşünürüz. Ancak, bu karinedir.Karineye dayanan tarafın, karine sayılan hususu kanıtlamak durumunda olmadığı söylenebilir[6]. Yine de karinenin dayandığı vakıayı kanıtlamalıdır. Arsa sahibi, inşaatta kullanılacak araç ve gereçleri kendisinin sağladığını kanıtlayarak bu karineyi çürütebilir[7].

Eserin yapılmasına ilişkin karine yüklenicinin kişisel niteliklerine bağlı olmasıdır. Yüklenici, bu karinenin aksini; arsa sahibi de yüklenicinin onu bizzat yerine getirmesi gerektiğini kanıtlaması gerekir. İnşaat yapılacak arsadaki eski bina da kiracının  taşınmamış olması, inşaata başlanması için elverişli bir durum oluşmadığının karinesidir. Yapı kullanım izninin alınmış olması yapının kaçak olmadığı, projeye aykırı olmadığına karine teşkil etse de aksini kanıtlamak mümkündür. Yüklenicinin işleri alt yükleniciye devir yetkisinin olmadığı karinedir, aksi kanıtlanabilir. Taraflar esaslı noktalarda anlaşmışlarsa yan noktalarda anlaşmaya varmamış bile olsalar sözleşme karine olarak kurulmuş sayılır. Ancak, taraflar yan noktaların da kurucu unsur olduğunu kanıtlarlar ise bu karine çürütülmüş olur. İradi olarak belirli bir şekilde yapılması kararlaştırılan sözleşme kurulmuş ise, bu biçime uymadan yapılan  ve imza içermeyen yazışmaların sözleşmeyi değiştirmediği karine olarak kabul edilmektedir. Borçlu, temlik edene ( eski alacaklıya) geçerli bir işlemle ödeme yaparsa, temellük eden ( yeni alacaklı), eski alacaklıdan zararının karşılanmasını isteyebilir.Ancak, borçlunun iyi niyet karinesi çürütülürse, temellük edene yeniden ödeme yapmak zorunda kalabilir.Alacaklı seçimlik hakkını kullanamamış ise birinci seçimlik hakkını kullandığı ( ifa + tazminat istediği) kabul edilir (Y.13.HD, T.15.6.1995, 5604/5908). Maliyetin üstünde ve götürü bedelle  yapım işi alınan bir inşaatta kullanılacak malzemenin de kaliteli olması beklenir. İnşaatta eksiklik varsa bu teslime engel durum olduğu karine olarak kabul edilir, ancak, yüklenici bunun teslime, arsa sahibi tarafından eserin kabulüne bir engel olmadığını kanıtlayabilir. Değer azalması ile bozukluğu giderme giderinin birbirine eşit olduğu fiili bir karine olarak kabul edilmektedir. Arsa sahibi inşaat işi tamamlanmış yapıyı   teslim aldığında yükleniciye bildirim yükümlülüğünü yerine getirmemiş ise  binadaki bozuklukları kabul etmiş sayılacağı  bir hukuki karinedir. Temerrüt faizi kadar zararın olduğu bir karinedir (Y.15.HD, T.11.2.2008, 5953/780). Zararın daha fazla olduğu iddiası varsa iddia eden (Davacı) bunu kanıtlamak durumundadır. Munzam zararı zamanında ödenmiş olsa tacir bu parayı ticari işlerinde kullanabileceği karinesi mevcuttur[8].Kural olarak, inşaat yapılıp teslim edildiğinde bedeli/arsa payı ödenir(Y.15.HD, T.6.10.1988, 4501/3152).

Karine içeren inşaat sözleşmesi uyuşmazlıklarına ilişkin Yargıtay kararlarından birkaç örnek:

Her ne kadar mahkemece yazılı gerekçelerle davanın reddine karar verilmiş ise de, mahkemece ispat yükü yönünden hataya düşülmüştür. Şöyle ki, arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi gereği bir inşaatın karine  olarak yüklenici tarafından yapıldığının kabulü zorunludur (Y.15.HD, T.6.1.2014, 5821/6). Bunun aksini öne süren taraf iddiasını yeterli, inandırıcı deliller ile ispatlaması gerekir.[9]. Dava, İİK 99. maddesine dayalı alacaklının istihkak iddiasının reddi talebine ilişkindir.

“Dava konusu haciz davalı üçüncü kişi şirketin şantiyesinde yapıldığından mülkiyet karinesi davalı 3. kişi lehine olup, karinenin aksinin alacaklı tarafından inandırıcı ve güçlü delillerle ispat edilmesi gerekir.”[10]

Davacı Vekili: İnşaatın süresinde teslim edilmemiş olmasına rağmen, inşaatın ikmal edilerek davalı murisine teslim edilmiştir. Davalı sözleşmeye göre kendisine isabet eden yerleri satmıştır. Bu durum inşaatın teslimine karinedir.

 Davalı Vekili: Dava zamanaşımına uğramıştır.Davacının talebi, ortaklığın giderilmesi davasını önlemek ve geciktirmek amacına dayalıdır.Bina yıkılması gereken bir binadır. Belediyece alınmış karar vardır. Davanın reddine karar verilmesi gerekir.

 Yargıtay: Bina kaçak yapıdır, ekonomik değeri bulunmamaktadır. Binanın imara uygun hale getirilmesi, mevcut binanın değerinin çok üstünde bir bedele mal olacaktır. Edimini yerine getirmeyen davacı hak talep edemeyecektir. Davanın reddine ”[11].

“Haciz konulduğu tarihte henüz inşaat ruhsatının alınmamış olması, inşaatın fiilen başlamadığına karinedir.”[12]

 “Sözleşme ilişkisi ileriye etkili olarak sona erdiğinden sonra sözleşmeye dayalı olarak bir takım imalâtların yapıldığı ileri sürüldüğünde, yüklenici tarafından yapıldığı karinesi işlemez. Bu karinenin kabul edilmesi için sözleşmenin ayakta olması gerekir.”[13].

“İyiniyetin varlığı iddia ve savunmaya bakılmaksızın mahkemece re’sen araştırılmalıdır. Ne var ki, 14.02.1951 tarihli ve 17/1 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında belirtildiği gibi olay ve karinelerden, durumun özelliklerine göre kendisinden beklenen dikkat ve özeni göstermemiş olduğu açık bulunan taşkın inşaat sahibinin temliken tescil talebinde bulunması mümkün değildir. Çünkü bu gibi durumlarda kötüniyet karşı tarafın ispatı gerekmeden belirlenmiş olur. Ayrıca iyiniyet inşaatın başladığı andan tamamlandığı ana kadar devam etmelidir.”[14].

“Birleşen davada talep konusu olan iskan ruhsatı giderleriyle ilgili olarak mahkemece 648,60 TL iskan harcı da arsa sahibi lehine hüküm altına alınmıştır. Ancak buna ilişkin makbuz fotokopileri yüklenici elinde olup, dosyaya da onun tarafından sunulmuştur. Bu durumda, karine olarak iskan harcını yüklenicinin ödediği kabul edilmelidir. Bunun yanında arsa sahibince aksine delil de dosyaya ibraz edilememiştir.”[15].

 “İspat yükü, hayatın olağan akışına aykırı durumu iddia eden ya da savunmada bulunan kişiye düşer. Bu kabul, adi karine niteliğindedir. Nitekim; Dairemizin istikrar bulmuş içtihatlarında kabul edildiği üzere, bir sözleşme fesih ya da başka bir nedenle ortadan kaldırılmadıkça, o sözleşme kapsamında kalan işlerin, o sözleşmenin yüklenicisi tarafından yapıldığı kabul edilir. Ancak, sözleşme feshedilmiş ve işin üçüncü kişiye yaptırıldığı ileri sürülmüşse, bu kez karine, üçüncü kişi yararına oluşmaktadır. Elbette, her iki durumda da, bu karinenin aksini ileri süren tarafın, bu savunmasını kanıtlanması mümkündür.”[16].

“İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacılar ile davalı ... Şirketi A.Ş arasında davacılara adına kayıtlı taşınmazların tevhid edilmesi suretiyle düzenleme şeklinde taşınmaz satış vaadi ve arsa payı karşılığı inşaat sözleşmelerinin imzalandığı, davacı arsa sahiplerinin sözleşmeler uyarınca edimini yerine getirmek amacıyla avans olarak dava konusu taşınmazdaki bir bölüm hisseleri devrettikleri taşınmaz üzerinde kat irtifakı kurulduğu diğer davalıların yükleniciden bağımsız bölüm satın aldıkları, sözleşme tarihlerinin 2016 yılı olduğu, parsellerin tamamında tevhit işlemlerin bitirilerek projelerin tasdik edildiği, yapıya ait 28.04.2017 tarihli ruhsat belgesinin alındığı, 16.06.2017 tarihinde kat irtifak işleminin tesis edildiği, yapı ruhsat süresinin henüz dolmadığı ancak yapılan keşif sırasında herhangi bir inşai faaliyetine başlanmadığının görüldüğü, her ne kadar sözleşmede süre ve teslim tarihi kararlaştırılmamışsa da, dava tarihi itibari ile 3,5 yıl keşif tarihi itibari ile 4 yıllık bir sürenin geçtiği, davacılar açısından makul katlanılabilir sürenin aşıldığı anlaşılmakla, davalı yüklenicinin eseri tamamlayıp arsa sahiplerine dairelerini teslim etmeyerek temerrüde düştüğü, bu haliyle arsa payı karşılığı inşaat  sözleşmelerinin geriye etkili feshinin koşullarının oluştuğu, yükleniciden bağımsız bölüm satın alan davalıların alacağın temliki hükümlerine göre yüklenicinin edimini tam olarak yerine getirdiğinde hak sahibi olacakları ve TMK'nın 1023. Maddesindeki karinenin koruyuculuğundan faydalanamayacakları anlaşılmakla sözleşmelerin geriye etkili olarak feshine, taşınmazın tevhid işleminden önceki durumuna döndürülerek davacı hak sahipleri adına tesciline karar verilmiştir.” ( İlk Derece mahkemesinin kararının  kaldırılması için istinafa başvurulmuş ise de Bölge Adliye Mahkemesi istinaf başvurularının reddine karar vermiş Yargıtay HD.de bu red kararını onamıştır.)[17].

 Hakim, TMK ve TBK nın genel nitelikteki hükümlerini uygunluğuna göre özel hukuk ilişkilerine uygularken ( TMK.m.5); kanunu, özüyle sözüyle değindiği bütün konulara uygularken, uygulanabilir bir hüküm bulunmadığında gerekirse örf ve adet hukukundan da yararlanarak ve gerekirse kendisi bir kanun koyucu gibi düşünüp , bilimsel görüşlerden ve yargı kararlarından da yararlanarak bir kural ortaya koyup ( TMK.m.1) ona göre karar verirken; bir hakkın açıkça kötüye kullanılmasına müsaade etmeden, dürüstlük kuralına uymayı esas alıp (TMK.m.2); kendisinden beklenen özeni göstermeyenler dışında, herkesi iyi niyet karinesinden yararlandırarak (TMK.m.3);  herkese hakkını dayandırdığı olguyu ispat hakkı tanıyarak ( TMK.m.6); resmi sicil ve senetler belgeledikleri olgunun doğruluğuna kanıt oluştursa bile , bunun doğru olmadığının dahi ispatına imkan tanıyarak (TMK.m.7); kanunun yetki tanıdığı çerçevede, hukuka ve hakkaniyete göre  (TMK.m.4) karar verir.

İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir.(HMK.m.190).

 Kısaca, maddi hukuk açısından da usul hukuku açısından da karineler önemlidir. Çok sayıda uyuşmazlığın yer aldığı inşaat hukuku bakımından yukarıda verilen örneklerden de anlaşılacağı üzere kuşkusuz karineler önemlidir. Peki arabuluculukta karinelerden yararlanabilir miyiz?. Arabulucu, sistematik teknikler uygulayarak tarafları görüşmek v müzakerelerde bulunmak amacıyla tarafları bir araya getirir ve bu şekilde iletişimi kolaylaştırır ve süreci yönetir. Taraflar, tarafsız ve bağımsız üçüncü kişi konumundaki arabulucunun katılımıyla üzerinde serbestçe tasarruf edebilecekleri konuları müzakere edebilirler, bir anlaşmaya varabilirler (HUAK.m.1,m.2). Arabulucu süreci, özenle ve tarafsız bir şekilde yönetmek (HUAK.m.9), sürecin başında, arabuluculuk faaliyetinin başında arabuluculuğun esasları, süreci ve sonuçları hakkında gerektiği gibi aydınlatmakla yükümlüdür (HUAK.m.11). Ama, emredici kurallara aykırı olmamak üzere arabuluculuk usulünü kararlaştıracak olan (HUAK.m.15/2); süreci sürdürüp sürdürmemeye karar verecek olan, anlaşıp anlaşmamaya karar verecek olan taraflardır. Niteliği gereği yargısal bir yetkinin kullanımı olarak sadece hakim tarafından yapılabilecek işlemler arabulucu tarafından yapılamaz (HUAK.m.15/5).

Arabuluculuk müzakerelerine taraflar bizzat, kanuni temsilcileri veya avukatları aracılığıyla katılabilirler. Hatta uyuşmazlığın çözümüne katkı sunabilecek uzman kişiler de müzakerelerde hazır bulundurulabilir (HUAK.m.15/6).Arabuluculuk müzakerelerinde arabulucu ancak, tarafların çözüm üretemediklerinin ortaya çıkması halinde çözüm önerisinde bulunabilir (HUAK.m.15/7). Arabuluculuk müzakereleri sonunda taraflar anlaşmaya varırlarsa , üzerinde anlaşılan hususlar hakkında dava yolu kapanmış olmaktadır (HUAK.m.18). Bu nedenle varılan anlaşmanın TBK.m.27 ye uygun bir şekilde geçerli olarak kurulmuş, haksız şart ( TKHK.m.5) ya da genel işlem koşulu (TBK.m.20-25), aşırı yararlanma (TBK.m.28)  veya  iptal edilebilir irade bozuklukları ( yanılma ,TBK.m.30 vd.; aldatma, TBK.m.36;  Korkutma, TBK.m.37 vd.) içermeyen bir anlaşma olması gerekir. Arabulucu, tarafların “icra edilebilir” bir anlaşma yapmaları yönünde tarafları aydınlatır. Ancak, sonuçta, anlaşmaya varıp varmamanın, anlaşmanın icra edilebilir olup olmamasının sorumluluğu, süreci etik ve yetkinlikle yönetmesi koşuluyla arabulucuya ait değil, taraflara aittir. Her ne kadar arabuluculuk menfaat temelli bir uyuşmazlık çözüm yolu ise de, bu da ancak tarafların hak ve hukuklarını bilmeleri halinde mümkün olabilecek bir durumdur. Bu nedenle, arabulucu taraflar arasında güç eşitsizliği varsa ( örneğin, işçi haklarının ne olduğunu bilmiyorsa), arabulucu gerekirse işçinin avukatına danışabilmesi gerekir ise avukat tutabilmesi için oturumu ertelemelidir. Arabuluculuk bir yargılama olmamakla birlikte, dava şartı  arabuluculuk düzenlemesi yapılmasının bir nedeni de yargının iş yükünün azaltılmasıdır. Tüm bu bilgileri birlikte değerlendirdiğimizde, arabuluculuk sürecindeki müzakerelerde de taraflar ve özellikle avukatları bu karinelerden yararlanarak teklif ya da karşı tekliflerini sunarak müzakere etme yolunu seçebilirler. Aynı şekilde, karineler hakkında bilgisi olan arabulucu da müzakereleri yönetirken hatta tarafların anlaşamadıkları noktada onlara çözüm önerisinde bulunurken karinelerden yararlanabilecektir.

[1] 'Karn'' kökünden türetilmiş olan karine kelimesi, dilimize Arapçadan geçmiştir. Kelimenin sözlük anlamı ipucu, emare ve belirtidir. https://www.milliyet.com.tr/egitim/karine-ne-demek-tdk-sozluk-anlami-nedir-6519136 E.T.12.10.2023

[2] Karakas, Fatma T. "Karine kavramı, kanuni karineler ve varsayımlar". Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi 62 (2013 ): 729-760, .https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/622969  E.T. 12.10.2023

[3] Duman, İlker H, Karine, https://www.ilkerduman.av.tr/?d=1526  E.T. 12.10.2023

[4] Fiksiyonda mevcut olmayan bir olgu mevcutmuş gibi sayılır.Oysa, kesin karine gerçeğe uyabilir.Serozan, Rona, Medeni Hukuk, Genel Bölüm/Kişiler Hukuku, Vedat Kitapçılık, İstanbul 2018, s.21

[5] https://www.ilkerduman.av.tr/?d=1526 dip not.1 atfıyla: Duman, İlker H, İnşaat Hukukunda Karine Uygulaması, İstanbul Barosu Dergisi (İBD), Eylül-Ekim 2012, sf. 341 vd ; Pekcanıtez/Atalay/Özekes, Usul, s.379

[6] Pekcanıtez, Hakan / Atalay, Oğuz / Özekes, Muhammet, Medeni Usul Hukuku, 4.Bası, Yetkin Yayınları Ankara 2016, s.378

[7] HMK.m.190; Y.15.HD, T.26.09.2013, 7114/5213).

[8] Duman, İlker H, Karine, https://www.ilkerduman.av.tr/?d=1526  E.T. 15.10.2023

[9] Y.23.HD, T.29.5.2018, E.2015/7200, K.2018/3383, www.lexpera.com.tr E.T. 14.10.2023 

[10] Y.8.HD, T.12.2.2019, E.2016/5441, K.2019/1336 www.lexpera.com.tr E.T. 14.10.2023

[11] Y.23.HD,T.23.10.2014, E.2014/1716, K.2014/6539 www.lexpera.com.tr E.T. 14.10.2023

[12] Y.23.HD, T.5.5.2015, E.2015/2027, K.2015/3277 www.lexpera.com.tr E.T. 14.10.2023

[13] Y.15.HD, T.18.1.2021, E.2020/1189, K.2021/71 www.lexpera.com.tr E.T. 14.10.2023

[14] Y.14.HD, T.3.10.2018, E.2016/5954, K.2018/6343 www.lexpera.com.tr E.T. 14.10.2023

[15] Y.23.HD, T.13.9.2013,E.2013/2683, K.2013/5395 www.lexpera.com.tr E.T. 14.10.2023

 [16] Y.6.HD, T.19.1.2023, E.2022/608, K.2023/169, www.lexpera.com.tr E.T. 14.10.2023 

[17] Y.6.HD, T.11.4.2023, E.2023/1093, K.2023/1378 www.lexpera.com.tr E.T. 14.10.2023

 

  • Paylaş: