KARAR İNCELEMESİ
Y.3.HD.nin 2026/2725
E. Ve 2026/3805 K .,
KARAR ÖZETİ:
Y.3.HD.nin 2026/2725 E. Ve 2026/3805
K. Kararı ile Bursa Bölge Adliye
Mahkemesi 4. ve 18. Hukuk Daireleri arasında, arabuluculuğun süresinde
yapıldığının kabul edilebilmesi için başvuru tarihinin mi yoksa son tutanağın
düzenlenme tarihinin mi esas alınması gerektiği hususundaki uyuşmazlıkla ilgili
başvuruyu görüşmüş ve “6098 sayılı Kanun’un 350. maddesi uyarınca, açılacak
olan ihtiyaç nedeniyle tahliye davalarında, dava şartı olan zorunlu
arabuluculuk başvurusunun; tahliye davası açma hakkının doğumundan sonra diğer
bir anlatımla dava açma süresi içerisinde sonuçlanması halinde zorunlu arabuluculuk
başvurusunun süresinde yapıldığının kabul edilmesi gerektiğine, Bölge Adliye
Mahkemeleri kararları arasındaki uyuşmazlığın açıklandığı şekilde giderilmesi
gerektiği” sonucuna varmıştır.
Bursa Bölge Adliye Mahkemesi
18. Hukuk Dairesinin 2025/2275 Esas, 2025/169 Karar sayılı kararına
konu olan olayda zorunlu arabuluculuğa başvurulan 19.03.2025 tarihi, henüz
ihtiyaç nedeniyle tahliye davası açabilmek için öngörülen 01.04.2025 -
30.04.2025 tarihleri arasında değil ise de, son tutanağın düzenlendiği
07.04.2025 tarihi tahliye davasının açılabileceği 01.04.2025 - 30.04.2025
tarihleri arasında olduğuna göre, son tutanağın düzenlendiği tarihte taraflar
arasındaki uyuşmazlık gerçekleşmiştir. Bu durumda sırf başvuru tarihinde henüz
uyuşmazlığın oluşmadığı kabul edilerek arabuluculuğun geçersiz sayılması,
arabuluculuktan beklenen amacın dışında dava açmayı zorlaştıran ve pratik bir
faydası bulunmayan bir yorum olacaktır. Nitekim, Yargıtay uygulamalarında
arabuluculuğa başvuru tarihinde muaccel olmayan işçilik ücret alacaklarının,
arabuluculuk son tutanağının tutulduğu tarihte muaccel hale gelmiş olması
durumunda bu arabuluculuğun usulüne uygun kabul edildiği görülmektedir.” Değerlendirmesi
dikkat çekmektedir.
Bursa Bölge Adliye Mahkemesi
4. Hukuk Dairesi 08.10.2025 tarihli ve 2024/1883 E., 2025/2860 K. sayılı kararında
“Yapılan değerlendirmede; taraflar arasındaki kira akdinin 01.10.2021 başlangıç
tarihli ve 12 ay süreli olduğu görülmektedir. Buna göre ihtiyaç nedeniyle
tahliye davasının yeni dönem başlangıcı olan 01/10/2023 tarihinden itibaren bir
ay içerisinde açılması gerekir. Ancak, üstte açıklandığı üzere kira
sözleşmesinden kaynaklanan uyuşmazlıklar 6325 Sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında
Arabuluculuk Kanunu'na 7445 sayılı Kanunla eklenen 18/B maddesi uyarınca
zorunlu arabuluculuk kapsamına alınmış ve arabuluculuğun dava şartı olduğu
düzenlenmiştir. O halde, arabuluculuğun dava şartı olduğu durumlarda dava
şartının yerine geldiğinin kabulü için arabuluculuğa hangi tarihte başvurulması
gerektiği değerlendirilmelidir. Şöyle ki; Türk Borçlar Kanunu'nun 350. maddesi
uyarınca ihtiyaç nedeniyle tahliye davasının belirli süreli sözleşmelerde
sürenin sonunda bir ay içinde açılması gerekir. Dava açma süresi kamu
düzenindendir. Nitekim Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 2015/8286 Esas, 2016/3259
Karar sayılı kararında bu husus "Davanın yıldan yıla uzayan kira
sözleşmesinin süre sonu olan ... tarihinden sonra dava açılması gerekirken süre
sonu beklenmeden erken dava açılmıştır. Dava açma süresi kamu düzenine ilişkin
olup, davalı tarafından ileri sürülmese bile mahkemece kendiliğinden göz önünde
bulundurulmalıdır” sonucuna varmıştır.
6325 Sayılı Hukuk
Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A maddesi 15. bendinde
"Arabuluculuk bürosuna başvurulmasından son tutanağın düzenlendiği tarihe
kadar geçen sürede zamanaşımı durur ve hak düşürücü süre işlemez."
düzenlemesine yer verilmiştir. Bu durumda ihtiyaç nedeniyle tahliye davası
açmak isteyen kiraya verenin yeni dönem başladıktan sonra bir ay içerisinde
arabuluculuk bürosuna başvurması ve son tutanağın düzenlenmesinden itibaren
arabuluculuk bürosuna başvuru ile durmuş olan dava süresi kaldığı yerden devam
edeceğinden, bir aylık dava süresinden kalan süre içerisinde davasını açması
gerektiği anlaşılmaktadır.
“Dava açma süresi başlamadan önce
yapılan arabuluculuğun dava şartını sağlamayacağı kabul edilmiştir. Ancak,
Yargıtay'ın bu kararı arabuluculuk sürecinin henüz dava açma süresi başlamadan
önce başlatıldığı ve son tutanağın da henüz dava açma süresi başlamadan önce
tutularak arabuluculuk sürecinin dava açma süresi başlamadan önce tamamlanmış
olması durumunu irdelemektedir. Somut olayda ise her ne kadar davacı henüz dava
açma süresi başlamadan önce arabuluculuğa başvurmuş ise de, arabuluculuk
sürecinin tamamlandığı 07.04.2025 tarihli anlaşamama son tutanağı tarihinde
dava açma süresi (Dava konusu olayda 01.04.2025
tarihinde 1 aylık dava açma süresi) başlamış
durumdadır.”
“Somut olayda son tutanak tarihi itibarı ile
dava açma süresi başlamış olduğundan, açılan davada arabuluculuk dava şartının
yerine getirildiği kabul edilmelidir. Mahkemece davanın esasına girilerek
incelenmesi için kararın kaldırılması gerekmiştir. Yargılamadaki hukuka
aykırılıkların niteliğine göre eksikliklerin dairemizce duruşma açılarak veya
dosya üzerinden tamamlanması mümkün bulunmamaktadır. Davada yeniden yargılama
yapılmasına ihtiyaç duyulduğundan İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına
ve davanın dairemiz kararında açıklanan kaldırma gerekçelerine göre yeniden
görülmesi için dosyanın kararı veren Mahkemeye gönderilmesine karar vermek
gerekmiştir.”
“Somut uyuşmazlıkta ise; dava
açma süresinde önce yapılan başvurunun, dava açma süresi içerisinde
sonuçlanması hali söz konusudur. 6235 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında
Arabuluculuk Kanunu’nun (6235 sayılı Kanun) 18/A maddesinin 9. bendinde yer
alan, arabulucunun, yapılan başvuruyu görevlendirildiği tarihten itibaren üç
hafta içinde sonuçlandıracağı, bu sürenin zorunlu hâllerde arabulucu tarafından
en fazla bir hafta uzatılabileceği düzenlemiştir. 6100 sayılı Kanunun 30.
maddesinde düzenlenen usul ekonomisi ilkesi, Anayasal dayanağı olan bir ilke
olup Anayasa’nın 141. maddesinin dördüncü bendinde davaların en az giderle ve
mümkün olan süratle sonuçlandırılmasının yargının görevi olduğuna açıkça işaret
edilmiştir. Bu durumda 6325 sayılı Kanunun uygulanmasındaki amaç ve usul
ekonomisi gözetildiğinde; arabuluculuk başvurusu dava açma hakkının
doğmasından önce yapılmış olsa da, söz konusu başvurunun dava açma süresi
içinde sonuçlanmış olması halinde zorunlu arabuluculuk dava şartının yerine
getirildiğinin kabul edilmesi gerekmektedir. Açıklanan sebeplerle; 6098
sayılı Kanun’un 350. maddesi uyarınca, açılacak olan ihtiyaç nedeniyle tahliye
davalarında, dava şartı olan zorunlu arabuluculuk başvurusunun; tahliye davası
açma hakkının doğumundan sonra diğer bir anlatımla dava açma süresi içerisinde
sonuçlanması halinde zorunlu arabuluculuk başvurusunun süresinde yapıldığının
kabul edilmesi gerektiğine, Bölge Adliye Mahkemeleri kararları
arasındaki uyuşmazlığın açıklandığı şekilde giderilmesi gerektiği sonucuna -15.06.2026
tarihinde oy birliğiyle kesin olarak karar verilmek suretiyle- ulaşılmıştır.”.
DEĞERLENDİRME:
Yargıtay 3.Hukuk Dairesinin,
Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 18.Hukuk Dairesi ile 4.Hukuk Dairesi
arasındaki incelemeye konu uyuşmazlıkla
ilgili olarak 18.HD.nin kararı doğrultusunda karar vermiş olması isabetlidir.
Şöyle ki, 6098 sayılı Kanun’un 350. maddesi uyarınca, ihtiyaç nedeniyle tahliye
davası için öngörülen bir aylık sürede dava açılmalıdır. 01.09.2023 tarihinden
itibaren 6325 s. Hukuk Uyuşmazlıklarında
Arabuluculuk Kanunu’ na eklenen 18/B
maddesi ile kira ilişkisinden kaynaklı uyuşmazlıklar da dava şartı kapsamında
olduğundan kural olarak , dava açmadan önce de arabuluculuğa başvurulmuş, yapılan
müzakerelerde tahliye konusunda anlaşmaya varılmamış, anlaşmama son tutanağı
düzenlenmiş ve dava dilekçesine de bu tutanağın eklenmiş olması gerekmektedir.
“Davacı,
arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın
aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dava dilekçesine
eklemek zorundadır. Bu zorunluluğa uyulmaması hâlinde mahkemece davacıya, son
tutanağın bir haftalık kesin süre içinde mahkemeye sunulması gerektiği, aksi
takdirde davanın usulden reddedileceği ihtarını içeren davetiye gönderilir.
İhtarın gereği yerine getirilmez ise dava dilekçesi karşı tarafa tebliğe
çıkarılmaksızın davanın usulden reddine karar verilir. Arabulucuya
başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması hâlinde herhangi bir işlem
yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar
verilir.” (6325 s.HUAK m.18/A-2).
Gereksinim
sebebiyle tahliye davası açmadan önce, bir aylık dava açma süresi içinde ya da
öncesinde tarafların ihtiyari olarak da arabuluculuğa başvurma, müzakere etme
imkanları bulunmaktadır. Hatta “davanın
görülmesi sırasında arabulucuya başvurma konusunda anlaşabilirler” ( HUAK
m.13/1). İhtiyari arabuluculuk
müzakerelerinde taraflar anlaşırlar ise dava yolu da kapanmış olur. Çünkü, “Arabuluculuk faaliyeti sonunda
anlaşmaya varılması hâlinde, üzerinde anlaşılan hususlar hakkında taraflarca
dava açılamaz.” (HUAK m.18/5).
Bursa
Bölge Adliye Mahkemesinin iki Hukuk Dairesi (18. Ve 4.)arasındaki uyuşmazlık ,
arabuluculuk başvurusunun dava açma süresi içerinde yapılmaması halinde
dava şartının yerine getirilip getirilmediği noktasındadır. Dava şartı
arabuluculuk başvurusu dava açma
süresinden önce yapılmış ve taraflar
uyuşmazlığın çözümü konusunda anlaşamamış ve son tutanak düzenlemiş iseler o takdirde, dava şartı yokluğundan
bahsedilebilir. Ancak, önemli olan davanın
süresinde açılması, tarafların anlaşama iradesini gösteren dava şartı
arabuluculuk anlaşamama son tutanağının dava açma süresi içerisinde düzenlenmesi
ve anlaşmama son tutanağının da dava
dilekçesine ekli olmasıdır. Dava açmayı düşünen taraf gereksinim nedeniyle tahliye davası açılması
gereken bir aylık süre içerisinde dava şartı arabuluculuğa başvurmuş olsa ancak hiç süreci takip etmemiş olsa bu başvuruyu yeterli kabul edecek miyiz? Her
ne kadar arabuluculuğa başvuru halinde “Arabuluculuk
bürosuna başvurulmasından son tutanağın düzenlendiği tarihe kadar geçen sürede
zamanaşımı durur ve hak düşürücü süre işlemez.” (HUAK m.18/A-15). Dava
açma süresi içerisinde dava şartı arabuluculuğa başvuru, gereksinim
nedeniyle tahliye davası için yasanın öngördüğü bir aylık süreyi uzatacaktır. “Arabulucu,
yapılan başvuruyu görevlendirildiği tarihten itibaren üç hafta içinde
sonuçlandırır. Bu süre zorunlu hâllerde arabulucu tarafından en fazla bir hafta
uzatılabilir.” (HUAK m.18/A-9). Kısaca, başvurunun dava açma süresi içerisinde
yapılması hak düşürücü sürenin
işlememesi ve zamanaşımının durması
açısından önemlidir. Yoksa, başvuru işlemleri önceden başlatılmış olsa da taraflar vazgeçme ve anlaşma ihtimalleri
dışında uyuşmazlığın devam ettiğinin
davanın süresi içerisinde açılması halinde son tutanakla belgelendirilmiş olması
diğer bir deyişle, Anlaşamama Son
Tutanağının gereksinim nedeniyle dava açma süresi içerisinde düzenlenmiş
olmasıdır. Bu sonuç, Yargıtay’ ın da isabetli olarak kararında belirttiği gibi usul
ekonomisinin de bir gereğidir. 09.08.2026
Av.Arb.İhsan
BERKHAN, LL.M