SEVGİ SİLAHI
Okulun Volaybol Kız Takımı, Türkiye birincisi oluyor ; şiir
de il birinciliğini alıyorlar; koşuda ilk dörde girme başarısı gösteriyorlar ,
kısaca başarılı bir eğitim öğretim dönemi yaşanıyor okulda ; kuşkusuz
öğretmenlerin , öğrencilerin payı var bu başarıda , ama büyük pay tabi okulun
eğitim şefi olan Osman Öğretmen’ in. Ancak, her bir başarı gibi bu başarı da
cezasız kalmıyor.
12 Eylül 1980 Askeri Darbesi sonrası ülke yönetimine el
koyan irade , yatılı bölge okullarının da yönetim kadrosunun dağıtılmasına
karar veriyor. Bu karar çerçevesinde , okulun başarılı olup olmamasına ,
eğitmenlerin durumuna bakılmaksızın sürgünler yapılıyor. Osman Öğretmen de
Diyarbakır’ ın Bismil İlçesi’ ndeki Atatürk İlköğretim Okulu’ na gönderiliyor.
40 yaşındaki bu deneyimli ve başarılı idareci 24 Kasım 1981 tarihinde yani
Öğretmenler Günü‘ nde okulun 3-B sınıfında öğretmen olarak göreve başlarken,
kendisinden yaşça çok küçük okul müdürü “hocam siz, yaş ve tecrübe olarak da
benden büyüksünüz bu nedenle sınıfa benim takdim etmem doğru olmaz, siz direkt
sınıfa girebilirsiniz” diyor. Öğretmen tam sınıfa girecek, büyük gürültü
geliyor sınıftan, haliyle girip girmemekte tereddüt yaşıyor bir süre , giriyor
ama ne görsün, herkes ayakta, herkesin elinde birer sopa var, bağırmalar,
çağırmalar ve her yer toz duman… öğretmenlerini görünce birden gürültü uğultuya
dönüşüyor , öğretmenin “oturun yerlerinize!.. “ ikazı sonrası çocuklar
yerlerine oturuyor. Öğretmen yıllarca bu devlete hizmet etmiş, çalışmış
çabalamış ama sonunda sürgün edilmiş, bu nedenle kırgın, devlete küskün yani ;
girer çıkarım sınıfa, anlatırım müfredatı alırım maaşımı yeter, bir şeye
karışmam, uğraşmam diye düşünüyor ; beni düşünmeyen devleti ben mi düşüneceğim?
Bir beş on dakika iç muhasebenin ardından , tamam ben devlete küseyim de bu
çocukların durumu ne olacak? Bunların ne kabahati var diyor kendi kendine.
Fikrini değiştiriyor o anda, sınıfta diğerlerine göre daha irice daha babayiğit
olan Muhittin’ i çağırıyor yanına? Muhittin “Niye geleceem?” diye itiraz ediyor
, “Gel oğlum , bir şey söyleyeceğim sana” diye ısrar ediyor öğretmen. Nihayet
nazlanarak geliyor Muhittin öğretmeninin yanına doğru …”Oğlum, şu kapıyı açar
mısın diyor “ öğretmen. Kapıyı açıyor Muhittin, “Dışarı çıkar mısın! “ diyor
Öğretmen. “Niye çıkacaam , yaw” diye itiraz ediyor yine Muhittin. Öğretmenin
“Oğlum sen çık dışarı ben seni tekrar çağıracağım” demesi üzerine nihayet
dışarı çıkıyor. “Gel, Muhittin” sözünü duyar duymaz da giriyor tekrar sınıfa.
Sınıfa dönüp “Çocuklar size bir sorum olacak” diyor Öğretmen ve soruyor : “
Muhittin’ e ben ne şekilde söyledim dışarı çıkmasını ? , dilimle mi sopayla
mı?” Sınıf : “Dilinizle”. “Muhittin gitti mi? “ , “Eveeet”. “Muhittin’ in
yerinde bir eşşek olsaydı çıkar mıydı benim sözüm ile ? “, “”Hayııır” , “Ne
yapmam lazımdı eşeği çıkarmak için? Sopayla mı çıkar malıydım ? “ , “Eveeet” .
“Peki , bu elinizdeki sopalarla eşeğe vursam , tekme atar mıydı? “ Aboow, hem
de nasıl?” ( Gülüşmeler, uğultular )
“Çocuklar, Muhittin’e ben dışarı çık dedim çıktı mı? “,
“Çıktııı”, “Gir içeri dedim girdi mi? “ , “Girdiii”. “Güzelll”, “ Peki, o
sopalardan anlamanız için sizin eşşek olmanız mı lazım? “, “İnsan sopadan
değil, dilden anlar.”, “Eşek olanlar sopadan anlıyor, onlar dışarı çıksınlar”.
“ Eşek olmayanlar, ben insanım, dilden anlarım diyenler içerde kalsınlar” diyor
öğretmen. ….Ses seda kesiliyor, neye uğradıklarını şaşırıyor
öğrenciler…Öğretmen devam ediyor sözlerine “ Çocuklar, yavrularım, o
ellerinizdeki değnekler eşekler içindir, eşekseniz elinizdeki sobalarla
birbirinize vurun, yok hayır eşek değilseniz sözlerime uyun…Değnekleri topla
Muhittin”. Topluyor değnekleri Muhittin tek tek , getiriyor öğretmenine;
toplanan değnekleri kırarak yanan sobanın içine atıyor Öğretmen. Böylece , 3-B
sınıfına girdiği ilk dersinde öğretmen, insanlar arası iletişimin ancak dil ile
sağlanabileceğinin dersini vermiş oluyor.
Aradan iki üç ay geçmeden, okulun en haşarı en
hababam sınıfı olan 3-B sınıfı, diğer öğretmenlerin gıpta ile baktıkları bir
sınıf haline geliyor. Öğretmenler Kurulu toplantısında İzmir’li bir bayan
öğretmen “ 3-B sınıfı çok haşarı bir sınıftı bu yüzden hiçbir öğretmen o sınıfı
almak istemedi” diyor ve dönerek Osman Öğretmen’e “ Hocam, siz ne yaptınız da
bu sınıf böyle her öğretmenin almak istediği bir sınıf haline geldi ? ; O kadar
yaramaz olan sınıf nasıl bu kadar başarılı bir sınıf oldu ?” diye soruyor.
Osman öğretmen cevap veriyor gayet sakin: “ Tabanca ile, tüfek ile”. “Nasıl
yani hocam, siz silahla mı sınıfa giriyorsunuz? “, “Evet, silahla giriyorum”.
“Senin silahın mı var?”. “Evet, benim silahım var, hem de çok güçlü, çok
büyük…Bu silahı kullanan herşeye muvaffak olur…Benim silahım sevgi silahı…Ben o
çocukları sevdim hoca hanım…Ben o sevgi silahını böyle yerinde kullandım, onlar
da beni ve derslerini sevdiler ve başarılı oldular”.
Bir yıl sonra Bismil’deki görevini tamamlayıp ayrılıyor
Osman öğretmen, bir süre K.Maraş’ ta öğretmenlik , daha sonra Afşin İlçesinde
İlköğretim Müfettişliği görevlerinde bulunuyor ve emekli oluyor…Aradan yıllar
geçiyor… biri arıyor emekli öğretmen Osman Berkhan’ ı …, internetten bulmuş
telefonunu , ismini söylüyor ve soruyor : ”Öğretmenim, sen Bismil’ de
öğretmenlik yaptın mı? “. “Evet” diyor Osman Öğretmen “ Atatürk İlkokulu 3-B
sınıfının öğretmeni idim ben”. Telefonun diğer tarafındaki ses heyecanla ve
sevinçle “ Öğretmenim, ben öğrenciniz Muhittin Başarır, okudum ben mühendis
oldum , şimdi GAP’ ta çalışıyorum…Öğretmenim , illa gel, Urfa’ ya , seni
ağırlamak istiyorum” diyor. “ İnşaallah , kısmet olursa gelirim diyor” bu
telefon görüşmesinden çok mutlu olan öğretmeni . “Her bayramda, seyranda
Muhittin beni mutlaka arar, hal hatırımı sorar ve her defasında da beklediğini
hatırlatır” diye de ekliyor.
Doktor muayenesi için birkaç günlüğüne
İstanbul’a gelen ve ertesi sabah memleketi olan K.Maraş’a dönecek olan 77
yaşındaki emekli Osman Öğretmen ,1.7.2017 akşamı, İstanbul’ da avukat olan
kardeşi İhsan’a anılarını anlatırken emekli olmuş olsa da yıllar önce
öğretmenlikten, “sevgi silahı” nı halen üzerinde taşıdığını ve kullanmakta
mahir olduğunu gösteriyor.
İhsan BERKHAN
Yer: Tozkoparan/İSTANBUL
Tarih: 01.07.2017
Anlatan : Osman BERKHAN